top of page

Sınanmamışlığın kibri..

  • Yazarın fotoğrafı: Ali Tavlaşoğlu
    Ali Tavlaşoğlu
  • 1 Kas 2025
  • 2 dakikada okunur

Pomme, La nuit eşliğinde yazıldı.



Ne zaman yüzüme bir tebessüm düşse, yüreğimde garip bir sıkıntı hasıl oluyor;

kafamın içinde uğuldayan bir kalabalık:

“Bunu hak etmiyorsun.” diye hep bir ağızdan seslenmeye başlıyor.


Bir anlık mutluluk bile bana yasaklanmış gibi.

Sanki evimde birisi ölmüş de ben yasımı tutmak zorundaymışım gibi;

her nefesim, boynuma asılı görünmez bir ağırlık.


Bu acının tarifini kelimelerle bulamıyorum.

Tarif etmeye çalışsam elimde yalnızca belirsiz,

bulanık bir his kalıyor:

Nasıl olduğunu ya da bana ne hissettirdiğini bilmediğim,

ama varlığını iliklerime kadar fark ettiğim bir sancı bu.


Yakınlara mı bakmalıyım, uzaklara mı, bilmiyorum.

Kararsızlığım, yüreğimdeki boşluğu büyütüyor.

İçimde öfkeden bir alev yanıyor; bir an parıldayıp sonra sönüyor,

ama külü hep içimde.


Saçılan o yalımlarda nefes alırken fark ediliyorum;

çevremdekilerin bana karşı ürkek bakışlarını hissediyorum.

Sonrasında gelen “neyin var?” sorusu.

Keşke yalnızca fark edilmekle kalmasa da;

biraz olsun anlaşılabilsem.

İçimde taşıdığım bu yükün bir kısmını paylaşabilsem.

Bir zamanlar hiç bitmeyeceğini sandığım neşemi,

bir çırpıda nasıl kaybettiğimi anlatabilsem…


Olanı olduğu gibi kabul ettim belki;

ama yüreğimdeki savaş hâlâ bitmedi.

Görünürde suskunum,

ama içimde çarpışan binlerce ses var.


Geriye kalan:

Enkaz altında kalmış bir ben

ve uzaklara bakıp dalıp gitmelerim.


Ne beklediğimi bilmiyorum;

sanki belirsizlik bile kaderimin bir parçası.

Hayır mı, şer mi bilemediğim bir çizgideyim.

Öfkem de buradan doğuyor işte:

Neye tutunacağımı bilmemekten,

hangi suyun sakası olduğumu çözemeden

durulmaya çalışmaktan.


İçimdeki ses bazen umut fısıldıyor,

bazen karanlıklar.

İkisinin arasında savrulurken yoruluyor ruhum.

Yine de içten içe biliyorum:

Bu acı da bir gün başka bir dile dönüşecek.


Belki mutsuzluk, yaşam koşullarımızla değil,

ruhun dokusuyla ilgilidir.

Bazılarımız acısından besleniyordur.

Belki ben de onlardan biriyimdir.


Sen de sınanmamışlığın kibriyle beni yargılıyorsundur..


Ne zaman bir başkasına uzansam,

kendim eksiliyorum.


Şimdi de eksildiğim yerdeyim:


Sığınan,

sığınılan,

yaralayan

ve yaralanan olarak..

 
 
 

Yorumlar


bottom of page